Mustafapaşa (Sinasos) Gezi Rehberi: Taş Konaklar ve Mübadele

Mustafapaşa’da gezilecek yerler nelerdir?
Mustafapaşa’da (eski adıyla Sinasos) ilk durak, köy meydanındaki 1729 tarihli Aziz Konstantin ve Helena Kilisesi. Hemen yakınında kitabesine göre 1899’da yapılan Mehmet Şakir Paşa Medresesi, 19. yüzyıldan kalma Rum taş konakları, Maraşoğlu Köprüsü ve Seyyid Mustafa Paşa çeşmeleri var. Köyün dışında kayaya oyulmuş Aios Vasilios Kilisesi, Aios Nikolaos Manastırı ve yürüyüş için Gomeda Vadisi sizi bekliyor. Köy, Ürgüp’e yalnızca 5 km uzaklıkta ve 2021’de BM Dünya Turizm Örgütü tarafından “En İyi Turizm Köyü” seçildi.
| Nerede | Nevşehir, Ürgüp ilçesi; Ürgüp’e yaklaşık 5 km, Nevşehir merkeze 23-27 km |
|---|---|
| Ne kadar zaman | Köy merkezi için yarım gün; Gomeda Vadisi yürüyüşüyle tam gün |
| Tarihi kimliği | 1924 mübadelesine kadar çoğunluğu Ortodoks Rum olan zengin bir tüccar kasabası |
| Kaçırmayın | Konstantin ve Helena Kilisesi’nin asma kabartmalı kapısı, taş konak cepheleri, Aios Vasilios’un freskleri, Gomeda Vadisi |
Bir gün evinizi, sokağınızı, atalarınızın mezarlarını geride bırakmak zorunda olduğunuzu ve bir daha dönemeyeceğinizi öğrendiğinizi düşünün. Yanınıza ne alırdınız? 1924’te Sinasoslular yanlarına bohçalarının yanında bir de fotoğraf albümü aldı: gitmeden önce evlerini, kiliselerini, okullarını, sokaklarını tek tek fotoğrafladılar. 2 Ekim 1924’te köyden ayrıldılar ve bu fotoğraflar aynı yılın sonunda Atina’da bir albüm olarak basıldı.
Bugün o albümdeki sokaklarda yürümek mümkün. Ürgüp’ün hemen dibindeki Mustafapaşa, Kapadokya gezi rehberimde kısaca andığım, ama kendi başına bir yazıyı fazlasıyla hak eden bir köy: peri bacalarından çok taş işçiliğiyle, balonlardan çok bir vedanın hikayesiyle akılda kalıyor. Bu yazıda Sinasos’un tarihini, mübadele hikayesini, Mustafapaşa’da gezilecek yerleri, ulaşımı ve yemek önerilerini bir araya getirdim. Yazıyı köyü henüz görmeden, akademik yayınlardan, resmi kaynaklardan ve güvenilir rehberlerden derleyerek hazırladım.
Mustafapaşa (Sinasos) Nerede?
Mustafapaşa, Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı, Ürgüp merkezinin yaklaşık 5 km güneyinde bir yerleşim. Nevşehir şehir merkezine uzaklığı kaynaklara göre 23-27 km arasında veriliyor. Köy, Damsa çayına doğru inen bir vadinin içinde, iki dağ sırasının arasına kurulmuş. Bu yüzden Göreme ya da Uçhisar’ın açık manzarası yerine, yamaçlara tırmanan taş evler ve dar sokaklarla karşılaşıyorsunuz.
Sinasos’un Tarihi: Kapadokya’nın Rum Kasabası
Sinasos, 19. yüzyılda Kapadokya’nın en gelişmiş yerleşimlerinden biriydi ve nüfusunun çoğunluğu Ortodoks Rumlardan oluşuyordu. Belediyenin aktardığı rakamlara göre 1890’da köyde yaklaşık 4.500 Rum ve 600 Türk yaşıyordu; bir başka kaynak 1905 için 3.000 Rum ve 1.000 Türk nüfus veriyor. Hacettepe Üniversitesi’nde yayımlanan bir makaleye göre ise 19. yüzyılda yaklaşık 3.000 kişilik nüfusun üçte biri Müslüman, üçte ikisi Hristiyandı. Rakamlar kaynaktan kaynağa değişse de tablo aynı: iki toplumun yan yana yaşadığı, Rum ağırlıklı bir kasaba.
Sinasos’ta hangi dil konuşuluyordu?
Sinasos’ta yerel bir Rumca lehçesi konuşuluyordu, ama Türkçe de gündelik hayatın parçasıydı. Kapadokya Ortodokslarının önemli bir kısmı Türkçe konuşur ve Türkçeyi Yunan harfleriyle yazardı; bu yazıya Karamanlıca deniyor. Sinasos ise bu açıdan farklı bir örnek: okullarda çocuklara Türkçe, yerel Rum lehçesi ve aydınların kullandığı resmi Yunanca olan Katharevusa birlikte öğretiliyordu. Köyün anılarını derleyen bir yazıya göre düğünlerdeki karşılama türkülerinin hepsi Türkçeydi.
Sinasos neden bu kadar zengindi?
Sinasos’un zenginliği topraktan değil, İstanbul’daki ticaretten geliyordu. Toprak ve iklim tarıma pek elverişli olmadığı için erkeklerin çoğu gençken İstanbul’a gidip dükkanlarda çıraklıkla işe başlıyordu. Kaynaklara göre Sinasoslu tüccarlar İstanbul’da özellikle deniz ürünleri ve havyar ticaretinde öne çıktı. Köyde ise şarap üretimi ve şifalı ürün ticareti yapan varlıklı aileler vardı.
İstanbul’dan gelen para köye taş konaklar, okullar ve kamusal yapılar olarak geri döndü. Belediyeye göre Sinasos’ta erkek ve kız okulları, genç Rumlar için bir dini okul, bir kütüphane, büyük bir yolcu oteli, iki eczane, bir doktor ve bir hamam vardı. İstanbul’da havyar ticareti yapan Hristo Fengarinas’ın köye bir han bağışladığı da anlatılıyor. Bu yüzden Sinasos için “Doğu’nun Atina’sı” benzetmesi kullanılmış.
Köyün adı neden Mustafapaşa?
Köy, adını Sinasos’a su getirip çeşmeler yaptıran Osmanlı devlet adamı Seyyid Mustafa Paşa’dan alıyor. Belediyenin aktardığına göre paşanın yaptırdığı çeşmelerin kitabeleri 1804-1805 tarihli; ad 1920’lerde değişti ve 1966’da belediyenin kurulmasıyla resmileşti. Bazı kaynaklar adın Mustafa Kemal Atatürk’ten geldiğini de yazsa da, bu görüşün dayanağı belirsiz. Yerel halk ve ziyaretçiler hala sık sık eski adı, Sinasos’u kullanıyor.
1924 Mübadelesi: Sinasos’tan Nea Sinasos’a
1923’te imzalanan Türk-Yunan nüfus mübadelesi sözleşmesiyle Sinasos’un Ortodoks Rumları Yunanistan’a gönderildi. Rumlar 2 Ekim 1924’te köyden ayrıldı, karadan Mersin’e indi ve oradan gemiyle Yunanistan’a geçti. Çoğu, Eğriboz (Evia) adasının kuzeyinde kurulan Nea Sinasos’a, yani “Yeni Sinasos”a yerleşti. Belediye kayıtlarına göre 1890’da 4.500 civarında olan Rum nüfusu, mübadele yılı 1924’te 878’e inmişti.
Gidenlerin yerine Yunanistan’ın Makedonya bölgesinden, Kesriye (Kastorya) ve Jerveni köylerinden gelen Müslüman aileler yerleştirildi. Bu aileler deniz yoluyla İzmir ve Mersin’e, oradan da karayoluyla Kapadokya’ya ulaştı. Aynı vapurlarla iki yöne giden bu insanların hikayesi, Ege kıyısında da tanıdık: Ayvalık ve Cunda Adası yazılarımda mübadelenin kıyıdaki izlerini anlattım. Rumeli göçünün öbür ucunu merak ediyorsanız Selanik gezi rehberime de göz atabilirsiniz.
Mübadelenin en dokunaklı izi ise o fotoğraf albümü. Köyden Serafim Rizos’un önerisiyle, köy meclisinin desteğiyle 1924’te kasabanın evleri, kiliseleri ve insanları fotoğraflandı. “Kapadokya’nın Sinasos’u” adlı albüm 1924’ün sonunda Atina’da yayımlandı ve Nea Sinasos derneği tarafından yıllarca yeniden basıldı. Kapadokya Üniversitesi’nin mübadele çalışmalarında da Mustafapaşa, mübadelenin yarattığı kopuşun en açık izlenebildiği yerleşimlerden biri olarak anılıyor.
Mustafapaşa’da Gezilecek Yerler
Mustafapaşa’da gezilecek yerler iki gruba ayrılıyor: köy merkezindeki 18. ve 19. yüzyıl yapıları ile çevredeki vadilerde kayaya oyulmuş daha eski kiliseler. Belediyeye göre köyde bugün 93 tarihi ev ve 30’a yakın kilise ve şapel bulunuyor. Merkezdeki yapıları yürüyerek dolaşabilir, vadilere ise kısa yürüyüşlerle ulaşabilirsiniz.
Köydeki ve hemen çevresindeki durakları haritada işaretledim; hepsi yürüme mesafesinde, Gomeda Vadisi yalnızca köyün biraz batısında kalıyor.
Aziz Konstantin ve Helena Kilisesi
Köy meydanındaki Aziz Konstantin ve Helena (Ayios Konstantinos-Eleni) Kilisesi, Mustafapaşa’nın en tanınan yapısı. Kapısının üstündeki mermer kitabeye göre kilise 1729’da temelden inşa edildi ve 1850’de onarıldı; kitabe onarımın cemaatin bağışlarıyla yapıldığını da kaydediyor. Girişi çevreleyen taş asma kabartması, şarapçılıkla geçinen bir kasabanın kendi imzası gibi.
Hacettepe Üniversitesi’ndeki çalışmaya göre Sinasos’un iki büyük cemaat kilisesinden günümüze sağlam ulaşan tek yapı bu; diğeri olan Başmelekler Kilisesi 20. yüzyılın başında yıkılmış. Kubbeli iç mekanda 19. yüzyıldan kalma, solmuş freskler ve mübadele dönemini anlatan bilgi panoları bulunuyor. Kilise bugün zaman zaman konser ve kültür etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Ziyaret saati ve ücreti için resmi bir kaynak bulamadım; gitmeden önce yerinde sormanızı öneririm.
Mehmet Şakir Paşa Medresesi
Köy merkezindeki Mehmet Şakir Paşa Medresesi, Rum kasabasının içindeki Osmanlı-İslam mirasının en belirgin örneği. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tanıtım sitesine göre kitabesinde 1899 tarihi yazıyor; bazı kaynaklar ise yapım yılını 1890 olarak veriyor. Ana kapısında yedi satırlık bir kitabe bulunan yapı U planlı, öğrenci odaları kemerli bir revağın arkasında sıralanıyor.
Medrese yıllar içinde imaret ve halı pazarı olarak da kullanıldı, 1982’de restore edildi. Bugün Kapadokya Üniversitesi’nin eğitim binası olarak, yani kuruluş amacına yakın bir işlevle hizmet veriyor. Bu yüzden içeri girişler eğitim takvimine bağlı olabilir; ahşap kapısı ve avlu cephesi dışarıdan da görülmeye değer.
Sinasos’un Taş Konakları
Mustafapaşa’yı Kapadokya’nın diğer köylerinden ayıran şey, cepheleri oymalı taş konakları. Belediyeye göre mübadeleden önce kasabada 700’e yakın taş konak vardı ve taş ustaları Mardin ile Suriye sınırı yöresinden geliyordu. Konakların çoğu 19. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor; kapı tokmakları, cumbalar, pencere söveleri ve tavan resimleri İstanbul’dan gelen zevkin izlerini taşıyor.
İsmi bilinen konaklar arasında Kapadokya Üniversitesi’nin idari bina olarak kullandığı Haralambos Konağı ve Topakoğlu Konağı sayılıyor. Anılara göre en zengin ve en “Avrupai” evler Kapalos mahallesindeydi. Konakların bir kısmı bugün otel ve restoran olarak hizmet veriyor; sokaklarda yürürken cephelere, özellikle kapı üstlerindeki kabartmalara bakmayı unutmayın.

Maraşoğlu Köprüsü ve Mustafa Paşa Çeşmeleri
Gavras ve Yeni Mahalle’yi birbirine bağlayan Maraşoğlu Köprüsü, üç sivri kemerli, yaklaşık 16 metre uzunluğunda bir taş köprü. Kitabesinde “Maraşoğlu Vasil yaptı” yazıyor ve köprü bugün de iki mahalle arasındaki en kısa yol olarak kullanılıyor. Köyün adını aldığı Seyyid Mustafa Paşa’nın yaptırdığı çeşmeler ve meydandaki şadırvan çeşme de aynı yürüyüşe kolayca eklenebiliyor.
Aios Vasilios Kilisesi
Aios Vasilios (Aziz Basileios) Kilisesi, köye bakan bir yamaçta kayaya oyulmuş, birkaç katlı bir kilise. Kaynaklara göre kilise 19. yüzyıla kadar kullanıldı, bu dönemde yeniden oyulup boyandı; bu yüzden içindeki freskler farklı dönemlerin izlerini taşıyor. Yapım tarihi konusunda net bir bilgiye ulaşamadım, bu nedenle burada tarih vermiyorum. Freskler hasarlı olsa da vadiye bakan konumu ziyareti değerli kılıyor.
Aios Nikolaos Manastırı
Aios Nikolaos (Aya Nikola) Manastırı, köyün güneyindeki Manastır Vadisi’nde, merkeze yakın bir konumda. Dere Sokağı’nı izleyen yolla ulaşılan manastırın çeşmesinin suyuna 19. yüzyılda şifalı gözüyle bakıldığı anlatılıyor. Görkemli giriş kapısının, eski kiliselerin onarımını yasaklayan kuralın 1856’da kaldırılmasından sonra yapıldığı belirtiliyor; manastır 2012’de restore edildi.
Gomeda Vadisi
Gomeda Vadisi, Mustafapaşa’nın hemen yakınında, kalabalıktan uzak yürüyüş yapmak isteyenler için bölgenin en sakin seçeneklerinden biri. Kaynaklar vadiyi, yeşil dokusu ve kaya kiliseleriyle Ihlara Vadisi’ne benzetiyor. Vadideki Havariler Kilisesi’nin fresklerinin 10. yüzyılın başlarına tarihlendiği belirtiliyor. Patika işaretleri sınırlı olabileceği için yürüyüşe tek başınıza değil, bir rehberle ya da yerel bilgi alarak çıkmanızı öneririm.
Mustafapaşa’ya Nasıl Gidilir?
Mustafapaşa’ya en kolay Ürgüp üzerinden, özel araçla ya da taksiyle gidilir; mesafe yaklaşık 5 km. Kapadokya’ya uçakla geliyorsanız Kayseri ve Nevşehir Kapadokya havalimanlarından Ürgüp’e ulaşıp oradan devam edebilirsiniz. Ürgüp ile köy arasında toplu taşıma olup olmadığını ve sefer saatlerini resmi bir kaynakta doğrulayamadım; konakladığınız otelden ya da Ürgüp otogarından güncel bilgi almanızı öneririm.
Mustafapaşa, Kapadokya’nın güney ve batı rotalarıyla da kolayca birleşiyor. Turların hangi köyleri kapsadığını merak ediyorsanız Kapadokya kırmızı tur ve yeşil tur karşılaştırmama bakabilirsiniz. Bölgeyi kendi aracınızla gezecekseniz Kapadokya gezi rotası yazım günleri planlamanıza yardımcı olacak.
Mustafapaşa Nasıl Gezilir, Ne Kadar Zaman Ayırmalı?
Mustafapaşa’nın köy merkezi için yarım gün, Gomeda Vadisi yürüyüşüyle birlikte bir tam gün ayırmanız yeterli. Merkez yürüyerek gezilecek kadar küçük, ama sokaklar yokuşlu ve taş döşeli; rahat ayakkabı şart. Önerdiğim sıra şöyle: meydandaki Konstantin ve Helena Kilisesi ile başlayın, Mehmet Şakir Paşa Medresesi’ne geçin, ardından konak sokaklarında ve Maraşoğlu Köprüsü çevresinde dolaşın.
Öğleden sonrayı Aios Nikolaos Manastırı ve Aios Vasilios Kilisesi’ne, vaktiniz kalırsa Gomeda Vadisi’ne ayırabilirsiniz. Kapadokya’nın kaya kiliseleri sanatını önceden görmek isterseniz, Sanatın Öyküsü’ndeki Göreme Açık Hava Müzesi’nde görülmesi gereken 15 yer yazısı iyi bir hazırlık; müzenin pratik bilgileri için Göreme Açık Hava Müzesi rehberime de göz atabilirsiniz. Böylece Mustafapaşa’daki daha mütevazı freskleri karşılaştırarak izleyebilirsiniz.
Mustafapaşa, balon turu kalabalığından uzak durmak isteyenler için konaklama seçeneği olarak da öne çıkıyor; köydeki pek çok otel restore edilmiş taş konaklarda. Kapadokya’nın farklı köylerini konaklama açısından karşılaştırmak isterseniz Kapadokya’da nerede kalınır yazıma bakabilirsiniz. Erken kalkıp gökyüzünü izlemeyi planlıyorsanız Kapadokya balon turu rehberim işinize yarayacak.
Mustafapaşa’da Nerede Yemek Yenir?
Mustafapaşa’da yemek için en bilinen iki adres, Michelin Rehberi’nde yer alan Old Greek House ve Gorgoli. İkisi de yöresel ve geleneksel mutfağı öne çıkarıyor. Akşam yemekleri için önceden rezervasyon yapmanızı öneririm; çalışma saatleri mevsime göre değişebilir.
Old Greek House
Old Greek House, 19. yüzyıldan kalma bir Rum konağında, Öztürk ailesi tarafından işletilen bir restoran ve konukevi. Michelin Rehberi, kemerli avlusundaki eski freskleri ve asma yaprakları altındaki açık yemek alanını anlatıyor; mutfakta Türk geleneği Rum etkileriyle buluşuyor. Sac tava ve cevizli baklava öne çıkan lezzetler arasında. Konak, 2002’de çekilen Asmalı Konak dizisinin ilk sezonuna da mekan olmuş.
Gorgoli
Gorgoli, Mustafapaşa’da, adını yakındaki Gorgoli Vadisi’nden alan ve malzemesini de oradan sağlayan sade bir restoran. Michelin Rehberi menüde közlenmiş patlıcan ve biber, buğday risottosuyla servis edilen uzun süre pişirilmiş kuzu gibi tabakları öne çıkarıyor. Yerel ürüne saygıyı ön plana koyan bir mutfak arıyorsanız iyi bir seçenek.
Sık Sorulan Sorular
Mustafapaşa’dan Soğanlı Vadisi’ne nasıl gidilir?
Soğanlı, Mustafapaşa’nın kuş uçuşu 25 km kadar güneyinde, Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde. Toplu taşıma pratik olmadığı için araçla gitmek gerekiyor; Mustafapaşa’yı Soğanlı ile aynı güne koymak güney Kapadokya için iyi bir plan. Ayrıntıları Kapadokya gezi rotası yazımın günübirlik geziler bölümünde anlattım.
Mustafapaşa’da kalınır mı?
Kalınır; konakların bir kısmı butik otele dönüşmüş durumda ve köy, Göreme’ye göre çok daha sakin. Yalnız balon kalkış alanlarına uzak olduğunuz için servis sizi daha erken alıyor. Köyleri karşılaştırdığım Kapadokya’da nerede kalınır yazıma da bakabilirsiniz.
💬 Bir sorunuz ya da düzeltmeniz mi var? Instagram'dan ya da İletişim sayfasından yazın.






