Londra Gezilecek Yerler: İlk Kez Gidecekler İçin Gezi Rehberi

Londra’da gezilecek yerler nereler?
Londra’da mutlaka görülmesi gerekenler Big Ben ve Westminster, Buckingham Sarayı ve nöbet değişimi, Tower Bridge ve Londra Kalesi, British Museum, National Gallery, Tate Modern, London Eye, Covent Garden, Camden ve Notting Hill. Büyük müzelerin çoğu ücretsiz. Toplu taşımada Oyster kart ya da temassız banka kartı kullanılıyor.
| Kaç gün | En az 4 gün |
|---|---|
| Ücretsiz | British Museum, National Gallery, Tate Modern |
| Ulaşım | Metro (Tube), Oyster ya da temassız kart |
Eski Londra Köprüsü 1968’de bir Amerikalıya satıldı ve taş taş sökülüp Arizona’da yeniden kuruldu. Alıcının onu Tower Bridge sandığı söylenir ama bu bir şehir efsanesi; kendisi bunu her zaman reddetti.
Londra gezilecek yerler açısından insanı biraz tatlı bir kararsızlığa sürükleyen şehirlerden biri. Bir yanda Big Ben, Buckingham Sarayı ve Tower Bridge gibi herkesin görmek istediği simge yapılar; diğer yanda Notting Hill’in renkli sokakları, Camden’ın hareketli pazarları, Thames kıyısındaki yürüyüş rotaları ve dünyanın en önemli müzelerinden bazıları var. Bu nedenle Londra’ya ilk kez gidenler için doğru bir gezi planı yapmak oldukça önemli.
Londra’yı farklı zamanlarda birkaç kez ziyaret ettim ve her gidişimde şehrin başka bir yüzünü keşfettim. Bana göre Londra’yı yalnızca ünlü yapılarını görerek değil, semtlerinde dolaşarak, parklarında mola vererek, müzelerine zaman ayırarak ve mümkünse bir West End gösterisi izleyerek deneyimlemek gerekiyor. Özellikle ilk kez gidiyorsanız Westminster, South Bank, Covent Garden, Notting Hill ve Camden gibi bölgeleri gezi planınıza mutlaka eklemenizi öneririm.

Bu Londra gezi rehberinde; Londra’da mutlaka görülmesi gereken yerleri, tarihi yapıları, müzeleri, parkları, ünlü semtleri ve Thames çevresindeki gezi noktalarını bölge bölge anlattım. Ayrıca Londra’ya ne zaman gidilir, şehir içi ulaşım nasıl sağlanır, hangi yerlere ne kadar zaman ayrılmalı ve Londra kaç günde gezilir gibi seyahat öncesinde en çok merak edilen sorulara da yer verdim. İlk kez gidiyorsanız en az 4 gün, şehri biraz daha sakin ve keyifli gezmek istiyorsanız 5-6 gün ayırmanızı öneririm.
Hazırsanız, önce Londra’da mutlaka görülmesi gereken yerlere hızlıca bakalım, ardından şehri bölge bölge gezmeye başlayalım.

Londra Hakkında Kısa Bilgiler
Ülke: İngiltere, Birleşik Krallık
Nüfus: Yaklaşık 9 milyon
Yıllık ziyaretçi sayısı: Yaklaşık 30 milyon turist
Para birimi: Pound Sterlin (£)
Resmi dil: İngilizce
⏱ Türkiye’den uçuş süresi: Yaklaşık 4 saat
Londra kaç günde gezilir? İlk kez gidenler için en az 4 gün, rahat bir gezi için ise 5-6 gün öneririm.
Ulaşım: Metro (Underground), otobüs ve tren ağı sayesinde şehrin her noktasına kolayca ulaşabilirsiniz.
Gitmek için en iyi dönem: Nisan-Haziran ile Eylül-Ekim ayları. Daha sıcak ve uzun günler isteyenler için Temmuz ve Ağustos idealdir ancak bu dönem en kalabalık sezondur.
Londra Seyahatinizi Planlıyorsanız Bunlar da İlginizi Çekebilir
Londra gezinizi planlarken aşağıdaki rehberler de işinizi kolaylaştırabilir.
Londra’da Alışveriş Yapılacak En İyi Yerler
Londra Yakınlarında Günübirlik Gezilecek Yerler
Londra’da Ne Yenir? Meşhur Lezzetler
Londra Gezi Haritası: Yazıda Geçen 50 Yer
Bu haritada yazıda geçen 50 yerin tamamı var: gezilecek yerler, plajlar ve doğa, yeme içme ve alışveriş. Kategori düğmeleriyle istediğiniz grubu seçebilir, bir noktaya tıklayarak Google Haritalar’da yol tarifi alabilirsiniz.
Haritadaki 50 yerin listesi
Gezilecek yerler
- Westminster Sarayı (Parlamento Binası): Neo-Gotik İngiltere Parlamentosu binası
- Big Ben: Aslında kulenin içindeki dev çanın adı
- Westminster Abbey: Westminster yürüyüşünün ilk durağı
- Buckingham Sarayı: Muhafız Değişim Töreni’nin yapıldığı saray
- London Eye: 32 kapsüllü 135 metrelik gözlem çarkı
- Tower of London: Kraliyet mücevherleri ve kuzgunlarıyla kale
- Tower Bridge: Hala açılıp kapanan 1894 köprüsü
- St. Paul’s Cathedral: Fısıltı Galerisi olan Wren katedrali
- Millennium Bridge: Sallanan Köprü lakaplı yaya köprüsü
- Shakespeare’s Globe Theatre: Aslına uygun yeniden yapılan ahşap tiyatro
- Tate Modern: Eski santralde ücretsiz modern sanat müzesi
- Sky Garden: Mutlaka görülecekler listesindeki seyir yeri
- Royal Opera House: Covent Garden’daki opera binası
- Neal’s Yard: Rengarenk fotoğraf sokağı
- Seven Dials: Covent Garden yakınındaki kavşak
- Soho: Publar ve caz kulüpleriyle hareketli semt
- Old Compton Street: Soho’nun fotoğraflık caddesi
- Piccadilly Circus: Semt rotasının akşam durağı
- Notting Hill: Pastel evleri ve film ünüyle semt
- Lancaster Road: Pastel renkli evler
- St. Luke’s Mews: Notting Hill’in popüler fotoğraf noktası
- Kensington Sarayı: Kraliçe Victoria’nın doğduğu saray
- Royal Albert Hall: Kensington’daki ünlü konser salonu
- Speakers’ Corner: 19. yüzyıldan beri özgür konuşma alanı
- Prenses Diana Anıt Çeşmesi: Hyde Park’ın sessiz köşesi
- Peter Pan Heykeli: Parkın sevilen fotoğraf noktası
- British Museum: Rosetta Taşı’na ev sahipliği yapan müze
- National Gallery: Trafalgar Meydanı’nda ücretsiz sanat müzesi
- Natural History Museum: Dev dinozor iskeletleriyle ünlü
- Victoria and Albert Museum: Moda ve tasarım müzesi
- Science Museum: İnteraktif bilim ve uzay sergileri
Plajlar ve doğa
- St. James’s Park: Pelikanlarıyla ünlü kraliyet parkı
- Kensington Gardens: Hyde Park ile birleşen kraliyet bahçesi
- Hyde Park: 142 hektarlık dev şehir parkı
- Serpentine Gölü: Tekne kiralanabilen park gölü
- Regent’s Canal: Kanal boyunca sakin yürüyüş rotası
- Regent’s Park: Gül bahçeleri ve hayvanat bahçesi
- Greenwich Park: Royal Observatory ve Başlangıç Meridyeni
- Richmond Park: Serbest geyikleriyle en büyük kraliyet parkı
Yeme içme
- Chinatown: Uzak Doğu restoranlarıyla dolu sokaklar
Alışveriş
- Borough Market: Kökeni 13. yüzyıla uzanan yiyecek pazarı
- Covent Garden: Sokak sanatçıları ve tarihi pazar binası
- Carnaby Street: Renkli süslemeli butik caddesi
- Portobello Road Market: Avrupa’nın en büyük antika pazarlarından
- Camden Market: Vintage ve sokak lezzetleri pazarı
- Hawley Wharf: Camden’ın fotoğraf noktalarından
- Oxford Street: Londra’nın en ünlü alışveriş caddesi
- Regent Street: Hamleys’in bulunduğu şık cadde
- Harrods: Dünyaca ünlü lüks mağaza
- Selfridges: Oxford Street’in dev department store’u
Rotaları Google Haritalar’da açın: Yazıdaki planın durakları sırayla, yol tarifiyle açılır.
Westminster Yürüyüşü: Westminster Abbey → Big Ben → Buckingham Sarayı → London EyeThames Yürüyüşü: Tower of London → Tower Bridge → Borough Market → Tate ModernSemtler Rotası: Covent Garden → Soho → Piccadilly → Notting Hill → Kensington → CamdenLondra’da Mutlaka Görülmesi Gereken Yerler
- Big Ben
- Westminster Abbey
- Buckingham Sarayı
- London Eye
- Tower Bridge
- Tower of London
- British Museum
- St. Paul’s Cathedral
- Covent Garden
- Camden Town
- Notting Hill
- Hyde Park
- Tate Modern
- Borough Market
- Sky Garden
Aşağıda bu yerlerin tamamını ziyaret sırası, tarihçesi, bilet bilgileri ve kendi deneyimlerimle birlikte detaylı olarak anlattım.
Westminster Bölgesi
- Westminster Sarayı
- Big Ben
- Westminster Abbey
- St. James’s Park
- Buckingham Palace
- London Eye çünkü bunların hepsi yürüyerek geziliyor.
Thames ve Tower Bridge Bölgesi
- Tower Bridge
- Tower of London
- Shakespeare Globe
- Tate Modern
- Millennium Bridge
- Borough Market
Londra’nın Ünlü Semtleri
- Covent Garden
- Soho
- Notting Hill
- Camden Town
- Kensington
Westminster Bölgesi
Londra’yı ilk kez ziyaret ediyorsanız gezmeye başlamanız gereken yer kesinlikle Westminster bölgesi. Big Ben, Parlamento Binası, Westminster Abbey, Buckingham Sarayı ve London Eye gibi şehrin en ikonik yapıları birbirine yürüme mesafesinde bulunuyor. Sabah erken saatlerde başlayarak bu bölgenin tamamını rahatlıkla bir günde gezebilirsiniz. Bana göre Londra’nın ruhunu en iyi hissedeceğiniz yer de tam olarak burası.
Önerilen yürüyüş rotası
Westminster Abbey → Big Ben → Westminster Sarayı → St. James’s Park → Buckingham Sarayı → London Eye
⏱ Ortalama gezi süresi: 6-8 saat
Benim önerim: Sabah 08.30-09.00 gibi Westminster bölgesine gelirseniz hem kalabalıktan kaçınabilir hem de Muhafız Değişim Töreni’ni (Changing the Guard) izledikten sonra yürüyerek Buckingham Sarayı’na geçebilirsiniz. Gün batımına doğru ise London Eye’dan Londra manzarasını seyrederek turunuzu tamamlayabilirsiniz.
Westminster Sarayı (Parlamento Binası)

Westminster Sarayı (Palace of Westminster), Londra’nın ve Birleşik Krallık’ın en önemli simgelerinden biri. Thames Nehri kıyısında yer alan bu görkemli yapı, günümüzde İngiltere Parlamentosu’na ev sahipliği yapıyor. Big Ben ile yan yana bulunan saray, Londra’yı ilk kez ziyaret edenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden biri.
İlk olarak 11. yüzyılda inşa edilen Westminster Sarayı, tarih boyunca kraliyet sarayı, manastır ve devlet yönetim merkezi olarak kullanıldı. 1834 yılında çıkan büyük yangının ardından önemli ölçüde zarar gören yapı, günümüzde gördüğümüz Neo-Gotik mimariyle yeniden inşa edildi.
Parlamento iki meclisten oluşuyor: House of Commons (Avam Kamarası) ve House of Lords (Lordlar Kamarası). Parlamento oturumlarının yapıldığı bu tarihi bina, resmi törenlere ve devlet etkinliklerine de ev sahipliği yapıyor.
Westminster Sarayı’nda görülecek önemli bölümler
- Westminster Hall: Sarayın 11. yüzyıldan günümüze ulaşan en eski bölümü.
- St. Stephen’s Hall: Parlamento binasının tarihi giriş salonu.
- Central Lobby: Parlamento binasının merkezi ve en etkileyici alanlarından biri.
- House of Commons ve House of Lords: Parlamento oturumlarının gerçekleştirildiği meclis salonları.
- Victoria Tower: Big Ben’in karşısında yükselen ve sarayın en dikkat çekici kulelerinden biri.
Westminster Sarayı’nı rehberli turlarla gezebilirsiniz. Parlamento oturumlarına bağlı olarak ziyaret gün ve saatleri değişebildiği için gitmeden önce resmi internet sitesinden güncel programı kontrol etmenizi öneririm.
Benim önerim: Westminster Sarayı’nı sabah saatlerinde ziyaret edip ardından birkaç dakika yürüyerek Big Ben, Westminster Abbey ve St. James’s Park’a geçebilirsiniz. Bu rota Londra’nın en keyifli yürüyüşlerinden biri.
Big Ben

Konum: Westminster, Londra
En yakın metro: Westminster Station
⏱ Ziyaret süresi: 20-30 dakika
Giriş: Dışarıdan ücretsiz görülebilir. Saat kulesinin içi belirli dönemlerde düzenlenen turlarla ziyaret edilebilir.
Big Ben, Londra’nın en tanınmış simgelerinden biri ve Westminster Sarayı’nın hemen yanında yer alıyor. Birçok kişinin sandığının aksine Big Ben, saat kulesinin değil, kulenin içinde bulunan yaklaşık 13,5 ton ağırlığındaki büyük çanın adı. Saat kulesi 1859 yılında hizmete açılmış ve bugün Londra’nın en çok fotoğraflanan yapılarından biri haline gelmiş.
Kulenin dört cephesinde yaklaşık 7 metre çapında dev saatler bulunuyor. Big Ben’in çanı her saat başında çalıyor ve sesi Westminster bölgesinde yankılanıyor. 1987 yılında Westminster Sarayı ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiş.
Big Ben ismi nereden geliyor?
En yaygın kabul gören görüşe göre “Big Ben” adı, Westminster Sarayı’nın inşasında görev alan iri yapılı mühendis Sir Benjamin Hall‘dan geliyor. İşçilerin ona “Big Ben” diye hitap etmesi zamanla kulenin büyük çanının adı haline gelmiş.
Jubilee Line metro tünelinin yapımı sırasında kulede küçük bir eğim oluşmuş ve yaklaşık 46 santimetre yana yatmış. Yapılan güçlendirme çalışmalarıyla bu durum kontrol altına alınmış ve yapı güvenli şekilde korunmaya devam ediyor.
Benim önerim: Big Ben’i en güzel Westminster Köprüsü üzerinden veya Thames Nehri’nin karşı kıyısından fotoğraflayabilirsiniz. Gün batımında Parlamento Binası ile birlikte ortaya çıkan manzara Londra’nın en etkileyici görüntülerinden biri oluyor. Eğer akşam saatlerinde giderseniz, ışıklandırılmış hali de oldukça etkileyici.
Buckingham Sarayı

Konum: Westminster, Londra
En yakın metro: Green Park, St. James’s Park veya Victoria Station
⏱ Ziyaret süresi: 2-3 saat
Giriş: Sarayın bahçeleri ve dış cephesi ücretsiz görülebilir. Sarayın içi ise belirli dönemlerde ücretli olarak ziyaret edilebilir.
Buckingham Sarayı, Londra’nın ve İngiliz monarşisinin en önemli simgelerinden biri. Yaklaşık 77.000 metrekarelik bir alana yayılan saray, 775 odası, 52 kraliyet ve misafir odası, 188 personel odası ve 92 ofisiyle dünyanın hala aktif olarak kullanılan en büyük kraliyet saraylarından biri. Günümüzde Kral III. Charles’ın resmi Londra ikametgahı olarak kullanılıyor.
Bugünkü sarayın temeli 1703 yılında bir malikane olarak atılmış, 1761 yılında Kral III. George tarafından satın alınarak kraliyet ailesinin kullanımına geçmiş. 1837 yılında tahta çıkan Kraliçe Victoria’nın burayı resmi saray ilan etmesiyle Buckingham Sarayı, İngiliz monarşisinin yönetim merkezi haline gelmiş.
Saray yalnızca kraliyet ailesinin yaşadığı bir yer değil; aynı zamanda devlet törenlerine, resmi davetlere ve diplomatik kabul organizasyonlarına da ev sahipliği yapıyor. Yaz aylarında belirli dönemlerde ziyaretçilere açılan turlarda Devlet Odaları (State Rooms), Kraliyet Koleksiyonu’ndan eserler ve Royal Mews’deki tarihi kraliyet arabaları görülebiliyor. Sarayı gezmek için ortalama 2-3 saat ayırmanız yeterli olacaktır.
Muhafız Değişim Töreni (Changing the Guard)
Buckingham Sarayı’nın en ilgi çekici etkinliklerinden biri, dünyaca ünlü Muhafız Değişim Töreni. Kırmızı üniformaları ve siyah ayı postu şapkalarıyla tanınan muhafızların nöbet değişimi özellikle yaz aylarında binlerce ziyaretçi tarafından izleniyor. Tören günleri mevsime göre değişebildiğinden, gitmeden önce resmi takvimi kontrol etmenizi tavsiye ederim.
Benim önerim: Muhafız Değişim Töreni’ni izlemeyi planlıyorsanız en az 30-45 dakika önce alanda olun. Kalabalık oldukça fazla oluyor. Tören sonrası St. James’s Park üzerinden yürüyerek Westminster veya London Eye yönüne devam etmek Londra’nın en keyifli yürüyüş rotalarından biri.
London Eye

Konum: South Bank, Thames Nehri kıyısı
En yakın metro: Westminster, Waterloo veya Embankment
⏱ Ziyaret süresi: Yaklaşık 45-60 dakika
Giriş: Ücretli. Biletinizi önceden online almanız hem daha ekonomik hem de sıra beklememeniz açısından avantaj sağlar.
London Eye, 135 metre yüksekliğiyle Londra’nın en ikonik simgelerinden biri ve şehrin en güzel seyir noktalarından biri. Thames Nehri kıyısında yer alan bu dev gözlem çarkı, Big Ben, Westminster Sarayı, Buckingham Sarayı, St. Paul’s Cathedral ve Londra silüetini 360 derece izleme fırsatı sunuyor. Özellikle Londra’yı ilk kez ziyaret edenler için mutlaka deneyimlenmesi gereken aktivitelerden biri.
Toplam 32 cam kapsülden oluşan London Eye’ın tam turu yaklaşık 30 dakika sürüyor. Kapsüller oldukça geniş ve klimalı. Dönüş hızı çok yavaş olduğu için hareket ettiğini neredeyse hissetmiyorsunuz. Bu sayede şehrin manzarasını rahatça izleyebilir ve fotoğraf çekebilirsiniz.
32 kapsül, Londra’nın 32 ilçesini temsil ediyor. Dönme dolap tamamen durmuyor; yolcuların güvenli şekilde inip binebilmesi için sadece hızı yavaşlatılıyor.
Benim önerim: Eğer hava yağmurlu veya sisliyse London Eye’a çıkmayı başka bir güne bırakın. Londra’nın meşhur puslu havasında manzara büyük ölçüde kapanabiliyor. Açık havada özellikle gün batımına yakın saatlerde çıkarsanız şehrin en güzel manzaralarından birini izleyebilirsiniz.
Fotoğraf önerisi: London Eye’ın en güzel fotoğraflarını Westminster Köprüsü üzerinden veya Thames Nehri’nin karşı kıyısından çekebilirsiniz. Akşam saatlerinde ışıklandırıldığında ise çok daha etkileyici bir görüntü oluşturuyor.
Tower Bridge ve Thames Bölgesi

Westminster bölgesini gezdikten sonra rotanızı Thames Nehri boyunca doğuya çevirdiğinizde Londra’nın tarihi ve modern yüzünün iç içe geçtiği bambaşka bir atmosfere ulaşıyorsunuz. Tower Bridge, Tower of London, St. Paul’s Cathedral, Shakespeare’s Globe Theatre, Tate Modern ve Millennium Bridge gibi şehrin en önemli simgeleri bu bölgede yer alıyor.
Sanatın Öyküsü’nde: Tate Modern’de Görülmesi Gereken 10 Eser
Bana göre Londra’nın en keyifli yürüyüş rotalarından biri de tam olarak burası. Thames Nehri boyunca yürürken bir yanda yüzyıllık tarihi yapıları, diğer yanda modern gökdelenleri ve nehir manzarasını aynı anda görebiliyorsunuz. Yol üzerinde mola verebileceğiniz kafeler, sokak sanatçıları ve fotoğraf çekebileceğiniz sayısız nokta bulunuyor.
Önerilen yürüyüş rotası
Tower of London → Tower Bridge → Borough Market → St. Paul’s Cathedral → Millennium Bridge → Shakespeare’s Globe Theatre → Tate Modern
⏱ Ortalama gezi süresi: 5-7 saat
Benim önerim: Bu rotayı sabah Tower of London’dan başlayıp gün batımına doğru Tate Modern veya Millennium Bridge’de tamamlayabilirsiniz. Eğer hava güzelse Thames Nehri boyunca yürümek, Londra’yı keşfetmenin en keyifli yollarından biri.
Tower of London

Konum: Tower Hill, Londra
En yakın metro: Tower Hill Station
⏱ Ziyaret süresi: 2-3 saat
Giriş: Ücretli. Özellikle yaz aylarında biletinizi önceden almanızı tavsiye ederim.
Tower of London, yaklaşık 1.000 yıllık tarihiyle Londra’nın en önemli tarihi yapılarından biri. 1078 yılında Fatih William tarafından inşa edilen kale; kraliyet sarayı, hapishane, darphane, cephanelik ve hatta hayvanat bahçesi olarak kullanılmış. Günümüzde ise UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alıyor ve Londra’nın en çok ziyaret edilen turistik noktalarından biri.
Kaleyi gezerken en çok ilgi gören bölüm, İngiliz Kraliyet Ailesi’nin taçlarının ve mücevherlerinin sergilendiği Crown Jewels (Kraliyet Mücevherleri) koleksiyonu. Ayrıca kaleyi koruyan geleneksel Yeoman Warders (Beefeaters) rehberli turları da oldukça ilgi çekiyor. Tarihi hikayeleri eğlenceli bir şekilde anlatmaları sayesinde ziyaret çok daha keyifli hale geliyor.
Tower of London’un en ünlü sakinleri ise kuzgunlar. Rivayete göre kalede en az altı kuzgun yaşadığı sürece krallık ayakta kalacak. Bu nedenle kuzgunlar bugün bile özel olarak korunuyor ve bakımları yapılıyor.
Benim önerim: Sabah açılış saatine yakın gelirseniz hem Kraliyet Mücevherleri bölümünü daha sakin gezebilir hem de uzun kuyruklardan kaçınabilirsiniz. Tarihle ilgileniyorsanız burada en az 2 saatinizi ayırmanızı öneririm.
Tower Bridge

Konum: Tower Hamlets ve Southwark
En yakın metro: Tower Hill Station
⏱ Ziyaret süresi: 1-1,5 saat
Giriş: Köprüden yürümek ücretsizdir. Tower Bridge Exhibition bölümü ise ücretlidir.
Tower Bridge, Londra’nın en ikonik simgelerinden biri ve şehrin en çok fotoğraflanan yapılarından. Pek çok kişi bu köprüyü London Bridge ile karıştırsa da, kuleleri ve açılır kapanır yapısıyla gördüğünüz ünlü köprü aslında Tower Bridge. 1894 yılında tamamlanan köprü, Thames Nehri üzerindeki gemi trafiğinin devam edebilmesi için açılır kapanır şekilde tasarlanmış.
Yaklaşık 244 metre uzunluğundaki köprü, iki büyük taş kuleyi birbirine bağlayan yürüyüş yollarıyla dikkat çekiyor. Günümüzde araç ve yaya trafiğine açık olan Tower Bridge’in üst bölümünde ise cam zeminli yürüyüş platformları bulunuyor. Buradan hem Thames Nehri’ni hem de Londra silüetini farklı bir açıdan izleyebilirsiniz.
Köprünün açılma mekanizması hala çalışıyor ve büyük gemiler geçerken belirli saatlerde köprü iki yana doğru kalkıyor. Eğer şanslıysanız ziyaretiniz sırasında bu anı canlı olarak görebilirsiniz. Köprünün açılış saatleri önceden duyurulduğu için resmi internet sitesinden kontrol edebilirsiniz.
Fotoğraf önerisi: Tower Bridge’in en güzel fotoğraflarını nehrin güney kıyısından (More London bölgesi) veya Butler’s Wharf yürüyüş yolundan çekebilirsiniz. Akşam saatlerinde ışıklandırıldığında ise Londra’nın en etkileyici manzaralarından birine dönüşüyor.
Benim önerim: Tower Bridge’i sadece uzaktan görmekle yetinmeyin. Köprüden yürüyerek karşıya geçin ve ardından Thames Nehri boyunca Borough Market yönüne doğru yürüyün. Bana göre Londra’nın en keyifli yürüyüşlerinden biri bu rota üzerinde.
Borough Market

Konum: Southwark, Thames Nehri’nin güney kıyısı
En yakın metro: London Bridge Station
⏱ Ziyaret süresi: 1-2 saat
Giriş: Ücretsiz
Tower Bridge’den yürüyerek yaklaşık 10 dakika uzaklıkta bulunan Borough Market, Londra’nın en eski ve en ünlü yiyecek pazarlarından biri. Kökeni 13. yüzyıla kadar uzanan bu tarihi pazar, bugün hem Londralıların hem de turistlerin uğrak noktalarından biri.
Pazarda dünyanın dört bir yanından gelen peynirler, şarküteri ürünleri, deniz ürünleri, taze ekmekler, kahveler ve sokak lezzetleri bulunuyor. Özellikle Fish & Chips, gurme sandviçler, İngiliz peynirleri ve el yapımı tatlılar en çok ilgi gören seçenekler arasında.
Borough Market yalnızca yemek yemek için değil, atmosferi yaşamak için de harika bir durak. Rengarenk tezgahları, tarihi demir yapısı ve canlı ortamıyla Londra’nın en keyifli noktalarından biri.
Benim önerim: Öğle yemeğinizi burada yemeyi planlayın. Ben genellikle Tower Bridge gezisinden sonra Borough Market’e uğruyorum. Farklı lezzetleri tek bir yerde deneyebilir, ardından yürüyerek Shakespeare’s Globe ve Tate Modern’e geçebilirsiniz.
St. Paul’s Cathedral (Aziz Paul Katedrali)

Konum: City of London
En yakın metro: St. Paul’s Station veya Mansion House Station
⏱ Ziyaret süresi: 1,5-2 saat
Giriş: Ücretli
St. Paul’s Cathedral, Londra’nın en görkemli yapılarından biri ve şehrin en önemli simgeleri arasında yer alıyor. Günümüzde görülen yapı, 1666 yılındaki Büyük Londra Yangını’nın ardından ünlü mimar Sir Christopher Wren tarafından tasarlanmış ve 1710 yılında tamamlanmış.
Yaklaşık 111 metre yüksekliğindeki dev kubbesi uzun yıllar boyunca Londra’nın en yüksek yapısı olarak kalmış. Bugün bile şehrin birçok noktasından rahatlıkla görülebiliyor. Katedral, sadece mimarisiyle değil, İngiliz tarihindeki önemli olaylara ev sahipliği yapmasıyla da büyük önem taşıyor. Winston Churchill’in cenaze töreni ile Prens Charles ve Prenses Diana’nın düğünü burada gerçekleştirilmiş.
Katedralin en ilgi çekici bölümlerinden biri Whispering Gallery (Fısıltı Galerisi). Kubbenin altında yer alan bu bölümde duvara fısıldanan bir ses, galerinin karşı tarafında rahatlıkla duyulabiliyor. Yukarı çıkmaya devam eden ziyaretçiler ise Stone Gallery ve Golden Gallery’den Londra’nın etkileyici manzarasını izleyebiliyor.
Benim önerim: Katedrali dışarıdan görmek bile oldukça etkileyici. Ancak zamanınız varsa kubbeye çıkmanızı tavsiye ederim. Basamaklar biraz yorucu olsa da Londra manzarası buna fazlasıyla değiyor.
Millennium Bridge

Konum: Thames Nehri, St. Paul’s Cathedral ile Tate Modern arasında
En yakın metro: St. Paul’s, Blackfriars veya Mansion House
⏱ Ziyaret süresi: 15-30 dakika
Giriş: Ücretsiz
Millennium Bridge, Thames Nehri üzerinde yalnızca yayalara açık olarak inşa edilen modern bir yaya köprüsü. 2000 yılında hizmete açılan köprü, St. Paul’s Cathedral ile Tate Modern’i birbirine bağlıyor ve Londra’nın en güzel yürüyüş rotalarından birinin parçasını oluşturuyor.
Açıldığı ilk günlerde yürürken hafif sallandığı için halk arasında “Wobbly Bridge” (Sallanan Köprü) olarak anılmış. Daha sonra yapılan mühendislik çalışmalarıyla bu sorun tamamen giderilmiş ve bugün güvenle kullanılabiliyor.
Millennium Bridge’i birçok kişi Harry Potter ve Melez Prens filmindeki yıkım sahnesinden de hatırlıyor. Filmde köprü yıkılıyor gibi görünse de bu tamamen görsel efektlerden oluşuyor.
Köprünün en güzel yanı ise manzarası. Bir tarafta tarihi St. Paul’s Cathedral, diğer tarafta Tate Modern ve Thames Nehri boyunca uzanan Londra silüeti görülüyor. Özellikle gün doğumu ve gün batımında fotoğraf çekmek için şehrin en güzel noktalarından biri.
Benim önerim: Köprünün tam ortasında durup bir yöne St. Paul’s Cathedral’i, diğer yöne ise Tate Modern ve The Shard’ı izleyin. Bana göre Londra’nın en güzel fotoğraf noktalarından biri burası.
Shakespeare’s Globe Theatre

Konum: Bankside, Thames Nehri’nin güney kıyısı
En yakın metro: Blackfriars, Mansion House veya London Bridge
⏱ Ziyaret süresi: 1-2 saat
Giriş: Dışarıdan ücretsiz görülebilir. Rehberli turlar ve tiyatro gösterileri ücretlidir.
Shakespeare’s Globe Theatre, dünyanın en ünlü oyun yazarı William Shakespeare ile özdeşleşen tarihi tiyatronun aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş hali. Orijinal Globe Theatre 1599 yılında açılmış, ancak 1613 yılında bir tiyatro gösterisi sırasında çıkan yangında tamamen yanmış. Bugün ziyaret edilen yapı ise 1997 yılında, orijinal planlara sadık kalınarak yeniden inşa edildi.
Tamamen ahşaptan yapılan açık hava tiyatrosu, Shakespeare dönemindeki atmosferi yaşatacak şekilde tasarlanmış. Yaz aylarında hala Shakespeare’in eserleri burada sahneleniyor ve dünyanın dört bir yanından gelen tiyatroseverleri ağırlıyor.
İçeride düzenlenen rehberli turlarda tiyatronun tarihi, Elizabeth dönemi sahne sanatları ve Shakespeare’in yaşamı hakkında detaylı bilgiler veriliyor. Eğer İngilizceniz yeterliyse burada bir oyun izlemek Londra’da yaşayabileceğiniz en özel kültürel deneyimlerden biri olabilir.
Benim önerim: Gösteri izlemeseniz bile tiyatronun dışını görmenizi tavsiye ederim. Thames Nehri kıyısındaki konumu sayesinde yürüyüş rotasının en keyifli duraklarından biri. Eğer zamanınız varsa akşam saatlerinde burada bir Shakespeare oyunu izlemek unutulmaz bir deneyim olacaktır.
Tate Modern

Konum: Bankside, Thames Nehri’nin güney kıyısı
En yakın metro: Southwark, Blackfriars veya St. Paul’s (Millennium Bridge üzerinden yürüyerek)
⏱ Ziyaret süresi: 2-3 saat
Giriş: Daimi koleksiyon ücretsiz. Geçici sergiler ücretli olabilir.
Tate Modern, dünyanın en önemli modern ve çağdaş sanat müzelerinden biri. Her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan müze, eskiden bir elektrik santrali olarak kullanılan etkileyici binasında hizmet veriyor. Thames Nehri kıyısındaki konumu ve ücretsiz daimi koleksiyonu sayesinde Londra’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.
Müzede Picasso, Salvador Dali, Claude Monet, Andy Warhol, Henri Matisse, Mark Rothko, Jackson Pollock gibi modern sanat tarihinin en önemli isimlerinin eserlerini görebilirsiniz. Koleksiyon düzenli olarak yenilendiği için her ziyaretinizde farklı eserlerle karşılaşmanız mümkün.
Sanatla çok ilgilenmiyor olsanız bile Tate Modern’i ziyaret etmenizi öneririm. Müzenin en üst katındaki seyir terası, Londra’nın en güzel ücretsiz manzara noktalarından biri. Buradan St. Paul’s Cathedral, Millennium Bridge ve Thames Nehri boyunca uzanan Londra silüetini izleyebilirsiniz.
Benim önerim: Eğer zamanınız kısıtlıysa tüm müzeyi gezmek yerine önce seyir terasına çıkın. Ardından ilginizi çeken galerilere göz atabilirsiniz. Ben her Londra ziyaretimde mutlaka Tate Modern’e uğruyorum. Hem ücretsiz olması hem de sürekli değişen sergileri sayesinde her seferinde farklı bir deneyim sunuyor.
Sanatseverler için not: Eğer modern sanata ilgi duyuyorsanız, Tate Modern’e en az yarım gün ayırmanızı tavsiye ederim. Londra’daki en etkileyici sanat deneyimlerinden biri kesinlikle burada sizi bekliyor.
Londra’nın En Güzel Semtleri
Londra’yı sadece tarihi yapılarıyla tanımak mümkün değil. Şehrin asıl ruhunu keşfetmek istiyorsanız farklı karakterlere sahip semtlerinde mutlaka zaman geçirmelisiniz. Rengarenk evleriyle ünlü Notting Hill’den canlı sokaklarıyla Covent Garden’a, alternatif kültürün merkezi Camden Town’dan hareketli Soho’ya kadar her semtin kendine özgü bir atmosferi var.
Bana göre Londra’nın en güzel yanı da bu. Bir metro durağı ilerlediğinizde kendinizi tamamen farklı bir şehirde hissedebiliyorsunuz. Eğer Londra’da 4-5 gün kalmayı planlıyorsanız, gezi programınıza en az birkaç semti eklemenizi tavsiye ederim.
Önerilen gezi rotası
Covent Garden → Soho → Piccadilly Circus → Notting Hill → Kensington → Camden Town
⏱ Ortalama gezi süresi: 1-2 gün
Benim önerim: Semtleri tek bir günde gezmeye çalışmayın. Sabah Covent Garden ve Soho’yu keşfedip akşamı Piccadilly Circus’ta tamamlayabilirsiniz. Notting Hill ve Kensington için ise ayrı bir gün ayırmak gezinizi çok daha keyifli hale getirecektir.
Covent Garden

Konum: Westminster ile Soho arasında
En yakın metro: Covent Garden Station veya Leicester Square Station
⏱ Gezi süresi: 2-3 saat
Giriş: Ücretsiz
Covent Garden, Londra’nın en canlı ve en renkli semtlerinden biri. Tarihi pazar binası, sokak sanatçıları, butik mağazaları, kafeleri ve restoranlarıyla hem turistlerin hem de Londralıların en çok vakit geçirdiği bölgelerden biri. Bana göre Londra’da yürüyerek keşfetmesi en keyifli yerlerin başında geliyor.
Bölgenin kalbi sayılan Covent Garden Market, 19. yüzyıldan kalma tarihi binasında bugün el yapımı ürünler, hediyelik eşyalar, tasarım mağazaları ve dünya mutfağından lezzetler sunuyor. Meydanda gün boyunca müzisyenler, sihirbazlar ve akrobatlar gösteriler düzenliyor. Özellikle hafta sonları atmosferi çok daha hareketli oluyor.
Semtin çevresinde Royal Opera House, Neal’s Yard, Seven Dials ve çok sayıda tiyatro da bulunuyor. Eğer akşam bir West End müzikali izleyecekseniz, gösteri öncesinde burada vakit geçirmek oldukça güzel bir seçenek.
Benim önerim: Covent Garden’ı sabah saatlerinde veya akşamüstü gezmenizi tavsiye ederim. Sabah saatlerinde daha sakin bir atmosferde dolaşabilir, akşamüstü ise sokak sanatçılarının gösterilerini izleyebilirsiniz. Ben her Londra ziyaretimde mutlaka burada kısa bir kahve molası veriyorum. Meydandaki atmosferi izlemek bile başlı başına keyifli bir deneyim.
Fotoğraf önerisi: Tarihi pazar binasının önü, Neal’s Yard’ın rengarenk sokakları ve Covent Garden Meydanı fotoğraf çekmek için bölgenin en güzel noktaları arasında yer alıyor.
Soho

Konum: Covent Garden ile Mayfair arasında
En yakın metro: Tottenham Court Road, Piccadilly Circus veya Leicester Square
⏱ Gezi süresi: 2-4 saat
Giriş: Ücretsiz
Soho, Londra’nın en hareketli ve en kozmopolit semtlerinden biri. Gündüz butik mağazaları, kafeleri ve restoranlarıyla dikkat çekerken, akşam saatlerinde pubları, caz kulüpleri, tiyatroları ve canlı gece hayatıyla bambaşka bir atmosfere bürünüyor. Bana göre Londra’nın enerjisini en iyi hissedebileceğiniz yerlerden biri.
Semtin en popüler noktalarından biri olan Carnaby Street, bağımsız butik mağazaları, renkli sokak süslemeleri ve alışveriş seçenekleriyle mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Hemen birkaç dakika yürüyerek ulaşabileceğiniz Chinatown ise Çin, Japon, Kore ve Tayland mutfağından lezzetler sunan onlarca restoranıyla özellikle akşam saatlerinde oldukça hareketli oluyor.
Soho aynı zamanda Londra’nın ünlü West End tiyatro bölgesine de komşu. Eğer bir müzikal veya tiyatro gösterisi izleyecekseniz, gösteri öncesinde burada vakit geçirmek oldukça keyifli bir seçenek.
Benim önerim: Soho’yu akşam saatlerinde gezmenizi tavsiye ederim. Sokaklar ışıklandığında semtin atmosferi tamamen değişiyor. Eğer iyi bir akşam yemeği veya canlı müzik deneyimi arıyorsanız Londra’da ilk bakmanız gereken yerlerden biri kesinlikle Soho.
Fotoğraf önerisi: Carnaby Street’in renkli süslemeleri, Chinatown’ın kırmızı fenerlerle süslü sokakları ve Old Compton Street, fotoğraf çekmek için semtin en güzel noktaları arasında yer alıyor.
Notting Hill

Konum: Batı Londra
En yakın metro: Notting Hill Gate Station
⏱ Gezi süresi: 2-4 saat
Giriş: Ücretsiz
Notting Hill, rengarenk Viktorya dönemi evleri, butik mağazaları, şirin kafeleri ve ünlü Portobello Road Market ile Londra’nın en sevilen semtlerinden biri. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında çiçeklerle süslenen sokakları sayesinde şehrin en fotojenik bölgelerinden biri haline geliyor.
Semtin dünya çapında tanınmasını sağlayan en önemli etkenlerden biri ise 1999 yapımı Notting Hill filmi. Julia Roberts ve Hugh Grant’in başrollerini paylaştığı filmin ardından semt, Londra’nın en çok ziyaret edilen noktalarından biri oldu. Filmde yer alan ünlü kitapçıya ilham veren bölgede yürümek bile başlı başına keyifli bir deneyim.
Notting Hill’in kalbi sayılan Portobello Road Market, Avrupa’nın en büyük antika pazarlarından biri. Antikalar, vintage ürünler, plaklar, sanat eserleri, hediyelik eşyalar ve sokak lezzetleriyle dolu bu pazar özellikle cumartesi günleri en hareketli zamanını yaşıyor.
Semtin ara sokaklarında yürürken pastel tonlardaki evleri, küçük sanat galerilerini ve bağımsız kahvecileri keşfedebilirsiniz. Bana göre Londra’nın en sakin ama en karakteristik semtlerinden biri.
Benim önerim: Notting Hill’i hafta içi sabah saatlerinde gezerseniz hem daha sakin olur hem de renkli evlerin önünde rahatça fotoğraf çekebilirsiniz. Eğer Portobello Road Market’i görmek istiyorsanız cumartesi gününü tercih edin; ancak oldukça kalabalık olacağını unutmayın.
Fotoğraf önerisi: Portobello Road’un renkli dükkanları, Lancaster Road’un pastel renkli evleri ve St. Luke’s Mews semtin en popüler fotoğraf noktaları arasında yer alıyor.
Kensington

Konum: Batı Londra
En yakın metro: High Street Kensington, Gloucester Road veya South Kensington
⏱ Gezi süresi: 3-4 saat
Giriş: Semti gezmek ücretsizdir. Kensington Sarayı ve bazı müzeler ücretlidir.
Kensington, Londra’nın en zarif ve en prestijli semtlerinden biri. Geniş parkları, görkemli Viktorya dönemi evleri, müzeleri ve sakin atmosferiyle şehrin en yaşanabilir bölgelerinden biri olarak gösteriliyor. Eğer Londra’nın kalabalığından biraz uzaklaşıp daha huzurlu bir gün geçirmek istiyorsanız Kensington mutlaka gezi listenizde olmalı.
Semtin en önemli yapısı olan Kensington Sarayı, 17. yüzyıldan bu yana kraliyet ailesinin resmi konutlarından biri. Kraliçe Victoria burada doğmuş ve çocukluğunu burada geçirmiş. Günümüzde ise sarayın bir bölümü ziyaretçilere açık ve kraliyet tarihine ilgi duyanlar için oldukça etkileyici bir deneyim sunuyor.

Kensington’ın hemen yanında yer alan Kensington Gardens, Hyde Park ile birleşerek Londra’nın en büyük yeşil alanlarından birini oluşturuyor. Bahçelerde yürüyüş yapabilir, göletlerin çevresinde dinlenebilir veya Prenses Diana Anıt Çeşmesi’ni ziyaret edebilirsiniz.

Semt aynı zamanda Royal Albert Hall, Natural History Museum, Victoria and Albert Museum ve Science Museum gibi Londra’nın en önemli kültür kurumlarına da ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle Kensington’ı gezerken bir günü rahatlıkla doldurabilirsiniz.

Benim önerim: Sabah Kensington Gardens’ta yürüyüş yapıp ardından Kensington Sarayı’nı ziyaret edin. Öğleden sonra ise Natural History Museum veya Victoria and Albert Museum’a geçebilirsiniz. Bana göre Londra’nın en keyifli ve en sakin gezi rotalarından biri burası.
Fotoğraf önerisi: Kensington Sarayı’nın ön bahçesi, Kensington Gardens ve Royal Albert Hall çevresi fotoğraf çekmek için semtin en güzel noktaları arasında yer alıyor.
Hyde Park

Konum: Westminster ve Kensington arasında
En yakın metro: Hyde Park Corner, Lancaster Gate veya Marble Arch
⏱ Gezi süresi: 2-4 saat
Giriş: Ücretsiz
Hyde Park, yaklaşık 142 hektarlık alanıyla Londra’nın en büyük ve en ünlü parklarından biri. Şehrin tam merkezinde yer almasına rağmen geniş yeşil alanları, göleti, yürüyüş yolları ve bisiklet parkurlarıyla kalabalıktan uzaklaşmak isteyenler için adeta bir kaçış noktası sunuyor. Bana göre Londra’da mutlaka vakit geçirilmesi gereken yerlerden biri.
Parkın en dikkat çeken bölümlerinden biri Serpentine Gölü. Burada tekne kiralayabilir, göl kenarında yürüyüş yapabilir veya kafelerde mola verebilirsiniz. Özellikle yaz aylarında Londralılar piknik yapmak, spor yapmak ve güneşli havanın tadını çıkarmak için Hyde Park’a geliyor.
Hyde Park aynı zamanda dünyanın en ünlü konuşma alanlarından biri olan Speakers’ Corner‘a da ev sahipliği yapıyor. 19. yüzyıldan bu yana insanlar burada özgürce konuşmalar yapıyor ve fikirlerini paylaşıyor. Pazar günleri bu alan çok daha hareketli oluyor.
Parkın güney tarafında ise Prenses Diana Anıt Çeşmesi bulunuyor. Sessiz atmosferi ve geniş yeşil alanlarıyla burası kısa bir mola vermek için oldukça güzel bir nokta.
Benim önerim: Hyde Park’ı yalnızca içinden geçilecek bir park olarak görmeyin. Eğer hava güzelse en az 2 saatinizi burada geçirin. Bir kahve alıp Serpentine Gölü kenarında oturmak, Londra’nın yoğun temposuna kısa bir mola vermek için harika bir deneyim.
Fotoğraf önerisi: Serpentine Gölü, Peter Pan Heykeli, Prenses Diana Anıt Çeşmesi ve sonbaharda ağaçlarla kaplanan yürüyüş yolları parkın en güzel fotoğraf noktaları arasında yer alıyor.
Camden Town
Konum: Kuzey Londra
En yakın metro: Camden Town Station
⏱ Gezi süresi: 3-4 saat
Giriş: Ücretsiz
Camden Town, Londra’nın en alternatif ve en renkli semtlerinden biri. Sokak sanatı, vintage mağazaları, plakçılar, canlı müzik mekanları ve dünyaca ünlü Camden Market ile şehrin en farklı atmosferlerinden birine sahip. Bana göre Londra’nın klasik turistik bölgelerinden sıkılanlar için mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri.
Semtin en popüler noktası olan Camden Market, yüzlerce dükkanı ve sokak lezzeti standıyla her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlıyor. Burada vintage kıyafetlerden el yapımı takılara, plaklardan sanat eserlerine kadar birçok farklı ürün bulabilirsiniz. Dünya mutfağından sokak yemekleri de Camden Market’in en büyük cazibe merkezlerinden biri.
Camden Town aynı zamanda müzik kültürüyle de tanınıyor. Birçok ünlü müzisyen kariyerine burada başlamış, semtin publarında ve konser salonlarında sahne almıştır. Özellikle Amy Winehouse’un uzun yıllar burada yaşaması nedeniyle Camden, sanatçının hayranları için de önemli bir durak haline gelmiş durumda.
Semtin içinden geçen Regent’s Canal ise bambaşka bir atmosfer sunuyor. Kanal boyunca yürüyüş yapabilir, küçük köprülerden geçebilir veya kanal kenarındaki kafelerde mola verebilirsiniz. Yoğun pazar kalabalığından uzaklaşıp biraz nefes almak isteyenler için oldukça keyifli bir rota.
Benim önerim: Camden Town’u hafta sonu yerine mümkünse hafta içi ziyaret edin. Hafta sonları oldukça kalabalık oluyor. Öğle saatlerinde Camden Market’te farklı sokak lezzetlerini deneyip ardından Regent’s Canal boyunca yürüyüş yapmanızı tavsiye ederim.
Fotoğraf önerisi: Camden Market girişindeki renkli mağaza cepheleri, Regent’s Canal köprüleri ve Hawley Wharf bölgesi semtin en güzel fotoğraf noktaları arasında yer alıyor.
Londra’nın En Güzel Müzeleri
Londra, dünyanın en zengin müze şehirlerinden biri. Üstelik birçok önemli müzeyi tamamen ücretsiz ziyaret edebilirsiniz. Sanat, tarih, bilim veya doğa tarihi ilginizi çekiyorsa Londra’da size hitap eden mutlaka bir müze bulabilirsiniz. Bana göre Londra’ya gelip en az bir müze gezmeden dönmek büyük bir eksiklik olur.
Aşağıda Londra’da mutlaka görülmesi gereken müzeleri kısaca anlattım. Her biri için hazırladığım detaylı gezi rehberlerine de ilgili bağlantılardan ulaşabilirsiniz.
British Museum
Bloomsbury
Ücretsiz
⏱ 3-5 saat
Dünyanın en önemli tarih müzelerinden biri olan British Museum, Antik Mısır mumyaları, Rosetta Taşı ve binlerce yıllık eserleriyle mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Eğer Londra’da yalnızca bir müze gezecekseniz, bence ilk tercihiniz burası olmalı.
Detaylı rehber: British Museum Gezi Rehberi
National Gallery
Trafalgar Square
Ücretsiz
⏱ 2-4 saat
Van Gogh, Leonardo da Vinci, Monet, Turner ve Rembrandt gibi sanat tarihinin en önemli isimlerinin eserlerini görebileceğiniz National Gallery, Avrupa’nın en değerli sanat müzelerinden biri. Turner’ın Savaşan Temeraire tablosu da buradaki koleksiyonun yıldızlarından.
Sanatın Öyküsü’nde: National Gallery’de Görülmesi Gereken 10 Eser
Natural History Museum
South Kensington
Ücretsiz
⏱ 2-3 saat
Dev dinozor iskeletleri, değerli taş koleksiyonları ve interaktif sergileriyle özellikle çocuklu ailelerin en çok ziyaret ettiği müzelerden biri.
Victoria and Albert Museum (V&A)
South Kensington
Ücretsiz
⏱ 2-4 saat
Moda, tasarım, heykel, seramik ve dekoratif sanatlara ilgi duyuyorsanız Victoria and Albert Museum mutlaka listenizde olmalı.
Science Museum
South Kensington
Ücretsiz
⏱ 2-3 saat
Uzay teknolojileri, havacılık, tıp ve mühendislik alanındaki interaktif sergileriyle hem çocuklar hem de yetişkinler için oldukça keyifli bir müze.
Londra’nın En Güzel Parkları
Londra, dünyanın en yeşil başkentlerinden biri. Şehrin dört bir yanında yer alan parklar; yürüyüş yapmak, piknik yapmak, göl kenarında dinlenmek veya sadece kalabalıktan uzaklaşmak isteyenler için harika bir seçenek sunuyor. Üstelik bu parkların büyük bölümü tamamen ücretsiz.
Aşağıda Londra’da mutlaka görmeniz gereken parkları kısaca bulabilirsiniz. Her biri için hazırladığım detaylı rehberlere de ilgili bağlantılardan ulaşabilirsiniz.
Hyde Park
Westminster & Kensington
Ücretsiz
⏱ 2-4 saat
Londra’nın en büyük ve en ünlü parklarından biri. Serpentine Gölü, Speakers’ Corner ve geniş yürüyüş yollarıyla şehrin en güzel dinlenme alanlarından.
St. James’s Park
Buckingham Sarayı
Ücretsiz
⏱ 1-2 saat
Buckingham Sarayı ile Westminster arasında yer alan St. James’s Park, gölü, köprüleri ve pelikanlarıyla Londra’nın en güzel kraliyet parklarından biri.
Regent’s Park
Camden
Ücretsiz
⏱ 2-3 saat
Gül bahçeleri, geniş çim alanları ve Londra Hayvanat Bahçesi ile özellikle ilkbahar ve yaz aylarında mutlaka görülmesi gereken parklardan.
Greenwich Park
Greenwich
Ücretsiz
⏱ 2-3 saat
Royal Observatory, Başlangıç Meridyeni (Prime Meridian) ve Londra’nın en güzel manzaralarından biri bu parkta bulunuyor.
Richmond Park
Güneybatı Londra
Ücretsiz
⏱ Yarım gün
Londra’nın en büyük kraliyet parkı. Serbest dolaşan geyikleri ve doğal atmosferiyle şehir merkezinden tamamen farklı bir deneyim sunuyor.
Londra’da Alışveriş Yapılacak Yerler
Londra, lüks moda markalarından bağımsız tasarım butiklerine, tarihi pasajlardan dev alışveriş caddelerine kadar her bütçeye hitap eden alışveriş seçenekleri sunuyor. İster dünyaca ünlü markaları keşfetmek isteyin ister İngiltere’ye özgü hediyelik eşyalar arayın, Londra’da mutlaka size uygun bir bölge bulabilirsiniz.
Aşağıda Londra’nın en popüler alışveriş noktalarını kısaca bulabilirsiniz. Her bölge için hazırladığım detaylı alışveriş rehberine de ilgili bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
Oxford Street
Marble Arch – Tottenham Court Road
Yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki Oxford Street, Londra’nın en ünlü alışveriş caddesi. Zara, H&M, Primark, Nike, Adidas, Uniqlo ve yüzlerce mağazaya ev sahipliği yapıyor.
Detaylı rehber: Londra’da Alışveriş Yapılacak En İyi Yerler
Regent Street
Piccadilly Circus
Londra’nın en şık alışveriş caddelerinden biri. Apple Store, Hamleys ve birçok premium marka burada yer alıyor. Noel dönemindeki ışıklandırmaları ise oldukça ünlü.
Covent Garden
West End
Bağımsız tasarım mağazaları, kozmetik markaları, butik dükkanlar ve hediyelik eşya mağazalarıyla keyifli bir alışveriş deneyimi sunuyor.
Carnaby Street
Soho
Moda butiklerini, genç tasarımcı mağazalarını ve renkli atmosferiyle öne çıkan Carnaby Street, klasik alışveriş caddelerinden farklı bir deneyim sunuyor.
Harrods
Knightsbridge
Dünyanın en ünlü lüks alışveriş merkezlerinden biri. Alışveriş yapmasanız bile içini gezmek bile başlı başına bir deneyim.
Selfridges
Oxford Street
Londra’nın en büyük ve en popüler department store’larından biri. Moda, kozmetik, teknoloji ve gurme ürünleri tek çatı altında bulabilirsiniz.
Benim önerim: Eğer yalnızca bir gün alışveriş yapacaksanız Oxford Street, Regent Street ve Carnaby Street’i aynı gün yürüyerek gezebilirsiniz. Lüks markalar ilginizi çekiyorsa Harrods’u da rotanıza eklemenizi tavsiye ederim.
Londra’da Ne Yenir?
Londra, dünyanın en kozmopolit şehirlerinden biri olduğu için neredeyse her ülkenin mutfağını deneyebileceğiniz sayısız restoran ve sokak lezzetine sahip. Elbette İngiliz mutfağının klasiklerini de tatmadan dönmemenizi tavsiye ederim. Aşağıda Londra’da mutlaka denemeniz gereken lezzetleri kısaca bulabilirsiniz.
Detaylı rehber: Londra’da Ne Yenir? En İyi Restoranlar ve Sokak Lezzetleri
Fish & Chips
Londra’nın en meşhur yemeği. Dışı çıtır kızarmış morina balığı ve patates kızartmasıyla servis ediliyor. En iyi deneyim için geleneksel bir “fish & chips shop” tercih etmenizi öneririm.
English Breakfast
Yumurta, sosis, pastırma, mantar, domates, fasulye ve tosttan oluşan klasik İngiliz kahvaltısı. Özellikle güne yoğun başlayacaksanız oldukça doyurucu bir seçenek.
Sunday Roast
Pazar günlerinin vazgeçilmezi. Fırında et, Yorkshire pudding, patates ve sebzelerle servis edilen geleneksel İngiliz yemeği.
Beef Wellington
İngiliz mutfağının en ünlü yemeklerinden biri. Mantar dolgulu dana bonfile milföy hamuruna sarılarak hazırlanıyor.
Afternoon Tea
Londra denince akla gelen en özel deneyimlerden biri. Çayın yanında minik sandviçler, scone ve tatlılarla servis edilen bu gelenek, özellikle tarihi otellerde unutulmaz bir deneyim sunuyor.
Borough Market
Londra’nın en ünlü gastronomi noktalarından biri. Fish & Chips’ten dünya mutfaklarına kadar onlarca farklı lezzeti tek bir yerde deneyebilirsiniz.
Chinatown
Uzak Doğu mutfağını seviyorsanız Chinatown mutlaka uğramanız gereken bölgelerden biri. Özellikle Çin, Japon ve Kore restoranları oldukça başarılı.
Benim önerim: Londra’da yalnızca birkaç gününüz varsa bir gününüzü Borough Market’e, bir akşamınızı ise Soho ve Chinatown bölgesine ayırın. Böylece hem geleneksel İngiliz mutfağını hem de dünyanın farklı mutfaklarını deneyimleyebilirsiniz.
Londra’da Nerede Kalınır?
Londra oldukça büyük bir şehir olduğu için konaklayacağınız bölge, gezi deneyiminizi doğrudan etkiliyor. İlk kez Londra’ya gidiyorsanız turistik noktalara yakın bir otel seçmek hem zamandan tasarruf etmenizi sağlar hem de ulaşım masraflarınızı azaltır.
Aşağıda farklı bütçe ve seyahat tarzlarına göre en popüler konaklama bölgelerini kısaca bulabilirsiniz.
Covent Garden
İlk kez Londra’ya gelenler için en ideal bölgelerden biri. Birçok turistik noktaya yürüyerek ulaşabilirsiniz.
Westminster
Big Ben, Buckingham Sarayı ve London Eye gibi simgelere yakın olmak isteyenler için harika bir tercih.
Soho
Restoranlar, publar, tiyatrolar ve gece hayatını sevenler için en hareketli bölgelerden biri.
Kensington
Daha sakin bir atmosfer arayan aileler ve müzeleri gezmek isteyenler için ideal.
Paddington
Fiyat-performans açısından öne çıkan, ulaşımı kolay bir bölge. Heathrow Express bağlantısı sayesinde havaalanına ulaşım da oldukça pratik.
Canary Wharf
Modern otelleri ve iş merkezleriyle özellikle iş seyahatleri için tercih ediliyor.
Benim önerim: İlk Londra seyahatiniz için bütçeniz uygunsa Covent Garden, Westminster veya Soho çevresinde konaklamanızı tavsiye ederim. Şehrin önemli noktalarına yürüyerek ulaşabilmek büyük avantaj sağlıyor.
Londra’ya Ne Zaman Gidilir?
Londra yılın her döneminde ziyaret edilebilecek şehirlerden biri olsa da her mevsimin kendine göre avantajları var.
İlkbahar (Mart-Mayıs)
Parkların çiçek açtığı, havanın ısınmaya başladığı ve kalabalığın henüz çok artmadığı dönem.
Yaz (Haziran-Ağustos)
Festivaller, açık hava etkinlikleri ve uzun günler sayesinde Londra’yı keşfetmek için en popüler dönem. Ancak otel fiyatları yükseliyor ve turistik yerler oldukça kalabalık oluyor.
Sonbahar (Eylül-Kasım)
Ilık hava, daha az turist ve sonbahar renkleriyle bana göre Londra’yı gezmek için en keyifli zamanlardan biri.
Kış (Aralık-Şubat)
Noel pazarları, yılbaşı süslemeleri ve Winter Wonderland gibi etkinliklerle farklı bir atmosfer sunuyor. Hava daha soğuk olsa da özellikle Aralık ayında şehir oldukça büyüleyici görünüyor.
Londra’da Ulaşım
Londra’da ulaşım oldukça gelişmiş ve düzenli. Metro (London Underground), çift katlı kırmızı otobüsler, tren, tramvay ve nehir tekneleri sayesinde şehrin hemen her noktasına kolayca ulaşabilirsiniz. İlk kez gidenler için en pratik seçenek ise metro ve otobüsleri birlikte kullanmak.
Metro (London Underground)
Londra metrosu, dünyanın en eski metro ağı olmasının yanı sıra şehrin en hızlı ulaşım aracı. Turistik noktaların büyük bölümüne metro ile rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Oyster Card veya Temassız Kredi Kartı
Londra’da ulaşım için ayrıca bilet almanıza gerek yok. Oyster Card veya temassız banka/kredi kartınızı kullanarak metro ve otobüslere binebilirsiniz. Günlük harcama belirli bir limite ulaştığında sistem otomatik olarak daha fazla ücret kesmiyor.
Kırmızı Çift Katlı Otobüsler
Londra’nın simgelerinden biri olan kırmızı çift katlı otobüsler, özellikle kısa mesafelerde ve şehir manzarasını izlemek isteyenler için güzel bir alternatif.
Siyah Taksiler (Black Cab)
Londra’nın ünlü siyah taksileri güvenli ve konforlu olsa da diğer ulaşım seçeneklerine göre daha pahalı.
Yürüyerek Gezmek
Westminster, Soho, Covent Garden, Piccadilly Circus ve South Bank gibi birçok turistik bölge birbirine yürüme mesafesinde. Ben mümkün olduğunca yürümeyi tavsiye ederim. Böylece sokakları keşfetme şansınız da oluyor.
Benim önerim: Eğer Londra’da 3-4 gün kalacaksanız, ulaşım için en pratik yöntem temassız banka kartınızı veya telefonunuzdaki dijital cüzdanı kullanmak. Böylece Oyster Card satın almakla uğraşmadan aynı ücretlendirmeden yararlanabilirsiniz.
Londra Kaç Günde Gezilir?
Londra’yı hakkıyla gezebilmek için en az 4 gün ayırmanızı tavsiye ederim.
- 2 gün: Sadece en popüler turistik noktalar.
- 3 gün: Ana gezi rotası + birkaç müze.
- 4 gün: Semtler, müzeler ve alışveriş için ideal süre.
- 5-6 gün: Londra’yı daha sakin keşfetmek ve Windsor, Oxford veya Stonehenge gibi günübirlik rotaları eklemek isteyenler için en uygun plan.
Londra Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Birleşik Krallık, Britanya ve İngiltere Arasındaki Fark
Londra, İngiltere’nin başkenti olsa da birçok kişi İngiltere, Büyük Britanya ve Birleşik Krallık kavramlarını karıştırıyor. Kısaca özetlemek gerekirse:
| Terim | Anlamı |
|---|---|
| İngiltere | Birleşik Krallık’ı oluşturan dört ülkeden biri |
| Büyük Britanya | İngiltere, İskoçya ve Galler’in bulunduğu ada |
| Birleşik Krallık | İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın oluşturduğu devlet |
İngiltere’de Trafik Neden Soldan Akıyor?
İngiltere’de trafik yüzyıllardır soldan akıyor. Bu geleneğin kökeni Orta Çağ’a kadar uzanıyor ve günümüzde de korunmaya devam ediyor.
İngiltere’deki Evler Neden Kırmızı Tuğlalı?
Londra’da gezerken en çok dikkat çeken detaylardan biri de kırmızı tuğlalı evler. Bunun nedeni hem İngiltere’nin kil bakımından zengin olması hem de yüzyıllardır korunan mimari anlayışı.
Sık Sorulan Sorular
Londra kaç günde gezilir?
Londra’nın en önemli turistik noktalarını gezmek için en az 4 gün ayırmanızı tavsiye ederim. Müzeleri, semtleri ve alışveriş bölgelerini de rahatça keşfetmek istiyorsanız 5-6 günlük bir plan çok daha keyifli olacaktır.
Londra’yı gezmek için en uygun ay hangisi?
Londra’yı ziyaret etmek için en ideal dönem Nisan-Haziran ile Eylül-Ekim aylarıdır. Hava daha ılımandır ve şehir yaz aylarına göre daha sakindir. Noel atmosferini yaşamak isteyenler için ise Aralık ayı oldukça güzel bir seçenektir.
Londra pahalı bir şehir mi?
Evet. Londra Avrupa’nın en pahalı şehirlerinden biri. Ancak ücretsiz müzeler, parklar ve yürüyüş rotaları sayesinde bütçenizi zorlamadan da şehri keşfetmeniz mümkün.
Londra’da ulaşım için Oyster Card almak gerekli mi?
Hayır. Temassız kredi veya banka kartınızı ya da telefonunuzdaki dijital cüzdanı kullanarak metro ve otobüslere binebilirsiniz. Ücretlendirme Oyster Card ile aynıdır.
Londra’da toplu taşıma mı yoksa taksi mi kullanılmalı?
Şehir içi ulaşım için metro ve otobüs en pratik seçeneklerdir. Siyah taksiler güvenli olsa da toplu taşımaya göre oldukça pahalıdır.
Londra güvenli bir şehir mi?
Londra genel olarak güvenli bir şehir olsa da özellikle turistik bölgelerde ve metro istasyonlarında yankesicilere karşı dikkatli olmanız tavsiye edilir.
Londra’da musluk suyu içilebilir mi?
Evet. Londra’da musluk suyu içilebilir ve birçok restoran ücretsiz olarak musluk suyu servis etmektedir.
Londra’da hangi para birimi kullanılıyor?
Londra’da para birimi Pound Sterling (£)’dir. Kredi kartı ve temassız ödeme şehir genelinde neredeyse her yerde kullanılabiliyor.
Londra’da priz tipi nasıl?
İngiltere’de Type G (üç uçlu) priz kullanılıyor. Türkiye’den giden ziyaretçilerin seyahat adaptörü götürmesi gerekiyor.
Londra’da internet nasıl kullanılır?
Havalimanlarından veya şehir merkezindeki operatör mağazalarından turist SIM kartı satın alabilirsiniz. Ayrıca birçok kafe, otel ve müzede ücretsiz Wi-Fi hizmeti bulunuyor.
Londra’da bahşiş vermek gerekiyor mu?
Restoranların bazılarında %12,5 servis ücreti hesaba otomatik olarak ekleniyor. Eğer servis ücreti eklenmemişse memnun kaldığınız hizmet için %10 civarında bahşiş bırakabilirsiniz.
Londra’da araba kiralamaya gerek var mı?
Hayır. Londra’nın gelişmiş metro, otobüs ve tren ağı sayesinde şehir içinde araç kiralamaya genellikle ihtiyaç duyulmaz. Üstelik trafik soldan aktığı ve otopark ücretleri yüksek olduğu için toplu taşıma çok daha avantajlıdır.
Londra’da ücretsiz gezilecek yerler var mı?
Evet. British Museum, National Gallery, Natural History Museum, Hyde Park, St. James’s Park, Covent Garden, Soho ve birçok tarihi meydan ücretsiz olarak gezilebilir.
Londra’ya ilk kez gidenler nereleri mutlaka görmeli?
İlk kez Londra’yı ziyaret edenler için Big Ben, Westminster Sarayı, Buckingham Sarayı, Tower Bridge, Tower of London, London Eye, British Museum, Covent Garden, Notting Hill ve Camden Town mutlaka görülmesi gereken yerler arasında bulunuyor.
Londra’da kaç havaalanı var?
Londra’nın başlıca havaalanları Heathrow, Gatwick, Stansted, Luton, London City ve Southend’dir. Türkiye’den yapılan uçuşların büyük bölümü Heathrow, Gatwick ve Stansted Havalimanı’na gerçekleşmektedir.
Bu Ay Nereye?
İlknur Acar'dan aylık kültür ve gezi rehberi: o ay görülecek sergiler, gezi rotaları, tiyatro ve etkinlikler. Ayda bir e-posta; istediğin an tek tıkla ayrılabilirsin.
Bir sorunuz ya da düzeltmeniz mi var? Instagram'dan ya da İletişim sayfasından yazın.




