Marjinal tavırları ile ilklere imza atan Flaman ressam Jan Van Eyck (15 yy)

Jan van Eyck 15. yüzyılın en iyi ressamlarından biri olarak kabul edilen Flaman asıllı bir ressam. Hakkında ne yazık ki çok şey bilinmiyor. 1422’de Lahey’de Hollanda kontunun saray ressamı olarak çalışmaya başladığında adı duyuluyor. Döneminin çok ilerisinde resimler yapması, ilklere imza atması bir tarafa, bir de marjinal tavırları olan, cesur bir ressammış. 35 yaşında, yolun yarısında ölmesi, gerçekten haksızlık.
Jan Van Eyck, Flaman ressamıdır (1390’a doğru-1441). Jan Van Eyck, büyük bir olasılıkla, Liege yakınlarındaki Maaseik’te doğmuş. Kendisi kadar ünlü bir ressam olmayan ağabeyi Hubert Van Eyck’ın etkisiyle resim yapmağa başladığı sanılıyor.

Genç yaşta düklerin hizmetine girmiş. Dostu olan İyi Philippe, ona İspanya ve Portekiz’de önemli diplomatik görevler verdi. Sonrada Brugge’ye yerleşen Van Eyck, Mistik Kuzu diye anılan mihrap arkalığını o tarihlerde yapmış (1432). Kısa sürede servete ve üne kavuşan sanatçı, ölünceye kadar zengin ve gösterişli bir büyük burjuva hayatı yaşamış.

Tarihçi Vasari’nin, yağlıboya resmi Van Eyck’a icad ettiğini söyler.Fakat tam olarak öyle değildir. Van Eyck’ın yağlı boya resim tekniğini geliştirmiştir. Reçineyle karıştırdığı boyayı ince tabakalar halinde üst üste sürerek, ışık oyunlarını ve renklerin açıklığını-koyuluğunu büyük bir kesinlik ve gerçeklikle vermeyi başarmış, sonradan bütün Flaman ressamları onun bu ustalığından yararlanmışlar. Bu katmanlı teknik, Van Eyck perspektifinin ve zengin renklendirmenin yanı sıra ışığın kullanımı için çok önemliydi. Dolaylı ışıklandırmanın kullanımı, çalışmalarına mistik bir his vererek zamana yayılan pürüzsüz bir ton veriyordu.Tek bir ışık kaynağının kullanımı, diğer bölgelerdeki Rönesans hareketi içinde popüler hale gelirken, Van Eyck, yüzeyleri yansıtan dolaylı ışık kullanımında usta idi.

Fakat Van Eyck’ın en büyük özelliği, Ortaçağ geleneklerinden ayrılan ilk ressam oluşudur; o zamana kadar dinsel tabloların şaşmaz bir özelliği olan simgelerle anlatımı bir yana bırakmış, resimde ilk defa günlük hayata yer vermiştir. Doğa, kişiler, her gün kullanılan ev eşyası onun fırçasında büyük bir önem kazanır; hem içten, hem de esrarlı yönleriyle yakalayıp tablolarına aktardığı bu öğeleri inanılmayacak bir kusursuzlukla işler. Bu bakımdan, portre ve «günlük yaşantıdan tablolar» (aile ve toplum hayatından alınmış sahneler) ressamı Van Eyck, Flaman okulunun kurucusu kabul edilebilir.

Gand’daki (Belçika) Saint-Bavon Katedrali’nde «Mistik Kuzu» adlı mihrap arkalığının orta panosundan bölüm. 1432’de yaptığı bu çok kanatlı tablo Jan Van Eyck’a haşarı kapılarını açtı. Desenin en ince ayrıntılarına kadar kusursuz işlenişi, canlı ve parlak renkler, görkemli düzenleme, doğayı ve insanları aydınlatan olağanüstü ışık, bu panoyu sanat tarihinin başeserlerinden biri değerine ulaştıran öğelerdir.


Eserlerindeki boyalı aynalar resim alanının dışında ortaya çıkan görünmeyen, hayali olayları yansıtır. “Arnolfini’nin Evlenmesi” adlı eserinde arka duvardaki dışbükey aynada “Jan van Eyck buradaydı” şeklinde belirgin bir imza atmıştır.

Ünlü şahsiyetine rağmen, Van Eyck’in başarısı gerektiği kadar takdir edilemedi. O dönemde geleneksel olduğu gibi, o da tablolarının kopyalarını, yapmaları için atölyesinde asistanlar çalıştırdı. Hiç şüphesiz, açık pazardaki talebi temin etmesine yardımcı olan bu tür çalışmalar Avrupa çapında adının duyulmasına katkıda bulunmuştur. 1441’de ölümünden sonra ressam olan kardeşi Lambert, Bruges’deki atölyesinin başına geçti.

1441’de Brugge’de hayata gözlerini yumdu ve St Donatian Kilisesi’ne gömüldü.

En ünlü resmi  Arnolfini’nin Evlenmesidir.

Şansölye Rolin’in Bakiresi, Karanfilli Adam, Meryem Triptiği, Sarıklı Adam, Üç Meryem İsa’nın Mezarı Başında.

Ressamın tüm resimlerine ekli linkten ulaşabilirsiniz.

 

     

 

 

 

Related Place